8. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Sayfa 53-55-56 Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları
4 dk okuma 0 yorum
8. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabının 2. ünitesi “Zekât ve Sadaka”nın dördüncü konusu “2.4. Bir Peygamber Tanıyorum: Hz. Şuayb (as)” 53. sayfada başlar, 56. sayfada biter. Bu yazıda 53, 55 ve 56. sayfalardaki soruların ve etkinliklerin cevapları var. 54. sayfada Hz. Şuayb’ın (as) kavmine öğütleri ve kavminin tepkisi anlatılır; bu sayfada soru yoktur. 8. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Sayfa 53-55-56 Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları yazısında sarı “Neden?” notuna dokunarak cevabın açıklamasını okuyabilirsiniz.
Bir Peygamber Tanıyorum: Hz. Şuayb (as) Konusu Cevapları
Bu konuda Medyen ve Eyke halkına gönderilen Hz. Şuayb’ı (as) tanıyoruz. Halkı ölçüde tartıda hile yapıyor ve zorbalıkla mal topluyordu. Hz. Şuayb (as) onları Allah’a (cc) kulluğa ve dürüstlüğe çağırdı. Bu konu, ticarette dürüstlüğün ve insan hakkına saygının önemini bize hatırlatıyor.
Sayfa 53 Cevapları
Bu sayfada: “Neler Öğrendiniz?” kutusunda Hz. Şuayb (as) hakkında bildiklerimizi söylüyoruz. Medyen kavmini ve Hz. Şuayb’ın (as) ilk tebliğini okuyoruz.
Neler Öğrendiniz?
Hz. Şuayb (as) hakkında neler biliyorsunuz? Bilgilerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Cevap: Hz. Şuayb (as), Medyen ve Eyke halkına gönderilen peygamberdir. Medyen halkı putlara tapıyor, alışverişte eksik ölçüp tartıyordu. Hz. Şuayb (as) onlara Allah’a (cc) kulluk etmelerini, ölçü ve tartıyı doğru yapmalarını, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmamalarını söyledi. Az sayıda insan iman etti, çoğu inkâr etti. Hz. Musa (as) da Medyen’de bir süre onun yanında çalıştı.
Sayfa 55 Cevapları
Bu sayfada: Hz. Şuayb’a (as) inkârcıların tepkisini ve kavmin sonunu okuyoruz. “Etkinlik Yapınız” bölümünde peygamberin görevini yerine getirdiğini gösteren davranışları işaretliyoruz.
Etkinlik Yapınız
İnsanların Allah’a (cc) inanıp inanmamaları kendi istek ve iradeleriyle olur. İnanmak isteyen insan, kendisine tebliğ ve teklifte bulunulduğunda bunu kabul eder ve inanır. İnanmak istemeyene ise ne anlatırsan anlat, fayda etmez. Ancak Kur’an’daki “… Peygamberlerin görevi açık seçik tebliğden başka bir şey değildir.” (Nahl, 16/35) ayetinde belirtildiği gibi peygamberlerin görevi, insanların inanıp inanmadıklarına bakmaksızın Allah’ın (cc) buyruklarını her durumda tebliğ etmektir. Nitekim bütün peygamberler buna göre davranmışlardır.
Aşağıdaki ifadelerin içinden Hz. Şuayb’ın (as) da görevini yerine getirdiğini gösteren tutum ve davranışlarını belirleyip işaretleyiniz.
( ) İnsanların inanmamakta direnmelerine rağmen yılgınlık göstermemesi
( ) Putperestler tarafından tehdit edilen inananlara destek olması
( ) Allah’ın (cc) bildirdiği bütün bilgileri insanlara açıkça anlatmaktan çekinmemesi
( ) Aynı toplumda doğup yetiştiği için yakından tanıdığı insanlara acıması
( ) İnkârcıların tehditlerine aldırmadan yalnız Allah’a (cc) güvenerek tebliğini sürdürmesi
( ) İnsanların kendisinden yüz çevirmelerinden etkilenmeden nasihatlerine devam etmesi
Cevap: Altı ifade de işaretlenir: 1, 2, 3, 4, 5, 6.

- 1. ifade: Hz. Şuayb (as), kavmi dinlemese de öğüt vermeyi bırakmadı.
- 2. ifade: Medyenliler inananlara baskı yaptığında Hz. Şuayb (as) onlara destek oldu.
- 3. ifade: Allah’ın (cc) emirlerini çekinmeden anlattı.
- 4. ifade: Aynı toplumda yetiştiği için kavmine acıdı, onların azap görmesini istemedi.
- 5. ifade: Taşlanma tehdidine aldırmadan yalnız Allah’a (cc) güvendi.
- 6. ifade: Yüz çevirenlere karşı da nasihatine devam etti.
Neden?
Sayfa 54 ve 55’te Hz. Şuayb’ın (as) kavminin inkârına rağmen öğüt verdiği, aynı toplumda yetiştiği için kavmine acıdığı, tehditler karşısında yalnızca Allah’a (cc) dayandığı ve inananlara destek olduğu anlatılır. Altı ifade de bu anlatımla uyuşur.
Sayfa 56 Cevapları
Bu sayfada: Hz. Şuayb’ın (as) Eyke halkına tebliğini ve kavmin sonunu okuyoruz. “Yorum Yapınız” kutusunda haksızlığın toplumda yol açacağı olumsuzlukları tartışıyoruz.
Yorum Yapınız
Zenginlik içinde rahat bir hayat süren Medyen ve Eyke halkı, kendilerine putlardan uydurma ilahlar edinmiş, Allah Teala’ya (cc) şirk koşmuşlardı. Allah’ın (cc) kendilerine ihsan ettiği nimetlere şükretmemiş, kanaat göstermemişlerdi. Sahip oldukları zenginlikle yetinmeyip savunmasız insanların mallarını baskı ve zorbalıkla ellerinden almışlardı. Ticari hayatta da hile yapar, ölçtüklerini eksik ölçer, tarttıklarını eksik tartarlardı. Yaptıkları zorbalık, hile ve haksızlıklarla fakir halka zulmederek toplumdaki dirlik ve düzeni bozmuşlardı.
Toplumda barışı, huzuru, güveni, yardımlaşmayı ve dayanışmayı esas alan İslam dini, her bakımdan dürüstlüğü emreder. Bu bağlamda ticari ilişkilerde de dürüst olunması, üreticinin ve tüketicinin korunması, her insana hakkının tam olarak teslim edilmesi; malın kusurunu gizlemekten, malı alıp satarken eksik ölçüp tartmaktan veya alınan malın parasını eksik ödemekten kaçınılması İslam’ın temel ilkelerindendir. Hz. Peygamber (sav), “Alışveriş yapan iki kişi bu alışverişi doğruluk üzere yaparlar ve (malda kusur var da o) kusuru açıklarlarsa alışverişleri her ikisi için de bereketli olur. Eğer (maldaki) kusuru gizlerler ve yalan söylerlerse alışverişlerinin bereketini kaybederler.” (Ebu Davud, “Buyu”, 51) buyurmuştur. Hz. Şuayb (as) da tebliğde bulunduğu insanlara daima dürüst olmalarını çokça vurgulamıştır.
İnsanların hakları gözetilmezse, alışverişte satıcı malı eksik tartar veya ölçer ya da kusurlu malı sağlam gibi gösterip insanları aldatırsa, müşteri de aldığı malın parasını tam ödemezse toplumda sosyal ve ekonomik yönden ne gibi olumsuzluklar yaşanabilir? Tartışınız.
Cevap: Böyle bir toplumda kimse kimseye güvenmez. Satıcı, müşterinin kendisini kandıracağını; müşteri de satıcının malı eksik vereceğini düşünür. Haksızlığa uğrayan kişiler öfkelenir, tartışma ve kavgalar çoğalır. Dürüst esnaf da zarar görür, alışveriş azalır, işler bozulur. Ekonomi sarsılır, toplumda huzur ve adalet duygusu kaybolur.

Soru sor ya da yorum yaz