8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 162-166-167-168-169 Cevapları Hecce Yayıncılık
8 dk okuma 0 yorum
5. Tema “Vatandaşlık” altındaki “Selim’i Anarım” metninin ve ardından gelen etkinliklerin 162, 166, 167, 168 ve 169. sayfa cevapları aşağıdadır. 163, 164 ve 165. sayfalarda metin ile yazar bilgisi okunur; bu sayfalarda yazılacak bir cevap bulunmuyor. 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 162-166-167-168-169 Cevapları Hecce Yayıncılık yazısında bazı cevapların altındaki sarı “Neden?” notuna dokunarak açıklamayı okuyabilirsiniz.
Selim’i Anarım Metni Cevapları
Necati Cumalı’nın “Susuz Yaz” kitabından kısaltılan bu metinde bir avukat, çorak bir tarlayı yıllar içinde çiçekli bir bahçeye çeviren Selim’i anlatır. Etkinliklerde hece karışıklığından sözcük buluyor, metne göre soruları cevaplıyor, hikâye unsurlarını çıkarıyor, deyimleri kullanıyor, konuşma yapıyor ve bir masal yazıyoruz.
Sayfa 162 Cevapları
Bu sayfada: “Emek” sözcüğünün çağrıştırdıklarını söylüyoruz. Sonra metni sessiz okurken olay, kahramanlar, zaman, yer ve bölümler üzerine dört soruyu cevaplıyoruz.
Hazırlık Çalışması
“Emek” kelimesi size neler çağrıştırıyor? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
Cevap: Emek denince aklıma ter döken bir çiftçi, sabırla ders çalışan bir öğrenci ve uzun uğraşın sonunda gelen başarı geliyor. Bana emek, bir işin arkasında harcanan çabayı ve zamanı hatırlatıyor.
Metni özetleyerek okuma stratejisine uygun olarak okuyunuz. Bunun için metni türünün özelliklerine ve noktalama işaretlerine dikkat ederek sessiz okuyunuz. Sessiz okuma sırasında aşağıdaki soruları cevaplayınız.
• Metinde anlatılan olay nedir?
• Metindeki kahramanlar kimlerdir?
• Metinde anlatılan olay ne zaman, nerede geçmektedir?
• Metnin serim, düğüm ve çözüm bölümünde neler anlatılmaktadır?
Cevap:
- Olay: Selim’in, yıllarca uğraşıp batak bir toprağı bahçeye çevirmesi ve bunu avukatına gösterip tapu işini halletmesi anlatılıyor.
- Kahramanlar: Selim ve olayı anlatan avukat başta geliyor. Selim’in karısı, yargıç, tutanak yazıcısı ve tapu fen memuru da olayda yer alıyor.
- Zaman ve yer: Olay, tapu keşfinin yapılacağı ayın on yedisinde avukatın yazıhanesinde ve Selim’in Kilizman’daki tarlasında geçiyor. Son kısım üç yıl sonra bir kahvenin önünde geçiyor.
- Serim: Selim çiçekler ve sepetiyle yazıhaneye gelir. Düğüm: Keşif için tarlaya gidilir, tarla ölçülür. Çözüm: Avukat, işlenmemiş bir toprak gördükçe Selim’i andığını söyler.
Sayfa 166 Cevapları
Bu sayfada: Karışık hecelerden sözcükleri buluyoruz. Sonra metne göre beş soruyu cevaplıyor, konuyu ve ana fikri yazıyoruz.
1. Etkinlik
Aşağıda, metinde geçen bazı kelimelerin heceleri karışık bir şekilde verilmiştir. Kelimeleri bulunuz ve kelimelerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahminlerinizi TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz.
Cevap: Hecelerin sırasını düzeltince yedi sözcük çıkıyor. Anlam tahminlerim de yanlarında:

- boy / şeb → şebboy: Kokulu bir süs çiçeği.
- şik / e → eşik: Kapının alt kısmındaki basamak.
- mer / kat → katmer: Kat kat hamurlu tatlı.
- di / da / bağ → bağdadi: Çıta üstüne sıvalı hafif duvar.
- sır / na → nasır: Deride oluşan sert tabaka.
- maç / ğırt / sı → sığırtmaç: Sığır güden çoban.
- yet / he → heyet: Bir iş için toplanan kurul.
2. Etkinlik
1. Selim ilk gelişinde avukatın iş yerini neden sevmemiştir?
Cevap: Yazıhane eski bir deponun harap köşesiydi; karanlıktı ve insanın içini daraltıyordu. Selim bu yüzden orayı hiç beğenmemişti.
Neden?
Selim, önceki gelişinde orayı beğenmediğini açıkça söyler. Gerekçe olarak da yerin karanlık ve harap olmasını gösterir; avukat da yazıhanenin depodan ayrılmış bir oda olduğunu anlatır.
2. Selim tarlayı almadan önce tarla ne hâldeydi?
Cevap: Tarla bir bataklık gibiydi. Yaz kış su basıyor, içinde yılan ve kurbağa barınıyordu; hiçbir şey ekilmemişti. Öyle ki kimse hayvanını oraya bağlamazdı.
Neden?
Selim, tarlayı aldığında avukatın yazıhanesinden de kötü durumda olduğunu söyler. Ekilmediğini, kışın da yazın da suyla dolduğunu ve yılan kurbağa yuvası olduğunu bu konuşmada kendisi sayar.
3. Karısıyla birlikte çalışan Selim, tarlada ne gibi değişiklikler yapmıştır?
Cevap: Önce başlarını sokacakları küçük bir dam yaptılar; sonra ahır, samanlık ve arabalık ekledi. Suyu uzaklaştırmak için hendekler kazdı, bir kuyu açıp motor taktı. Tarlanın her yerine çiçek, fidan ve asma dikti.
4. Avukat, Selim’in tarlasını neye benzetmiştir? Neden?
Cevap: Avukat tarlayı kınaya benzetmiştir. O yörede iyi işlenmiş toprağa “kına gibi” dendiği için bu söz Selim’in özenle bakılmış bahçesine uyar.
Neden?
Metinde “Kına gibi derler o taraflarda iyi işlenmiş topraklara” cümlesi yer alır ve hemen ardından Selim’in bahçesinin kına gibi olduğu söylenir.
5. Avukat niçin Selim’i anmaktadır?
Cevap: Avukat, nerede ekilmemiş bir toprak ya da boş bir tarla görse Selim’in emeğini hatırlıyor. Bu yüzden “Selim olsa bu tarlayı güzelleştirirdi” diyerek onu anıyor.
Neden?
Metnin son bölümünde avukat, Selim’in ayak bastığı yeri güllerle, asmalarla donattığını söyler; işlenmemiş bir toprak gördüğünde de onu andığını belirtir.
3. Etkinlik
Okuduğunuz metnin konusunu ve ana fikrini aşağıya yazınız.
Cevap:

- Metnin konusu: Selim’in çorak tarlayı emeğiyle bahçeye çevirmesi.
- Metnin ana fikri: Emek ve sabırla her yer güzelleşir.
Sayfa 167 Cevapları
Bu sayfada: Metnin hikâye unsurlarını ve olay örgüsünü belirliyoruz. Sonra metindeki gerçek ve kurgusal unsurları ayırıyoruz.
4. Etkinlik
Okuduğunuz “Selim’i Anarken” adlı metindeki hikâye unsurlarını belirleyerek aşağıya yazınız.
Cevap:

- Yer: Avukatın yazıhanesi, Selim’in tarlası, Kilizman, Yalı kahvelerinin önü, asma altı.
- Zaman: Ayın on yedisi, tapu keşfi günü, Selim’in ikinci geliş günü, tarlayı aldığı zaman, üç yıl sonrası.
- Kişiler/Varlıklar: Selim, avukat, Selim’in karısı, yargıç ve memurlar, tapu fen memuru.
- Olay örgüsü: Selim, çiçekler ve sepetiyle avukatın yazıhanesine gelir. Yazıhaneyi ve tarlanın eski hâlini avukatla konuşurlar. Yargıç ve memurlar, Selim’le birlikte tarlayı görmeye gider. Tarla ölçülür, ardından damın önünde ikramlar yenir. Yıllar sonra avukat, Selim’i özlemle anarak anlatısını bitirir.
5. Etkinlik
Okuduğunuz metindeki gerçek ve kurgusal unsurları tespit ediniz. Tespit ettiğiniz gerçek ve kurgusal unsurları aşağıya yazınız.
Cevap:

- Gerçek unsurlar: Kilizman ve Ödemiş gibi yer adları; tapu, keşif ve tutanak işlemleri; asma, kına, domates gibi bitkiler; hendek, kuyu ve motor; İtalyan domates fidesi; yalı kahveleri.
- Kurgusal unsurlar: Selim ve avukat karakterleri; aralarındaki konuşmalar; Selim’in tarlayı bahçeye çevirmesi; yargıcın Selim’e övgüsü; Selim’in karısının ikramı; yıllar sonraki kahve karşılaşması.
Sayfa 168 Cevapları
Bu sayfada: Metindeki dört deyimin doğru anlamını işaretliyor ve her deyimi kendi cümlemizde kullanıyoruz.
6. Etkinlik
Aşağıda metinde geçen deyimler verilmiştir. Deyimlerin karşılarında verilen anlamlardan doğru olanı işaretleyiniz ve deyimleri kendi cümlelerinizde kullanınız.
Cevap:


- gözüne kestirmek → a) Başarabileceğini ummak. Cümlem: Sınavdaki zor problemi çözmeyi gözüme kestirdim ve hemen çalışmaya başladım.
- gönlünü etmek → b) Birini razı ve hoşnut etmek. Cümlem: Küçük kardeşimin gönlünü etmek için ona en sevdiği kitabı hediye ettim.
- başını ağrıtmak → b) Gereksiz sözlerle birini bunaltmak. Cümlem: Aynı soruyu defalarca sorarak öğretmenimin başını ağrıtmak istemedim.
- ayak basmak → a) Bir yere varmak, ulaşmak. Cümlem: Dedem, otuz yıl sonra doğduğu köye yeniden ayak bastığında gözleri yaşardı, çünkü bütün sokaklar çocukluğundaki gibi duruyordu.
Neden?
Metinde Selim, avukatın yanından kalkarken “Başını ağrıttım” der; bu sözle boşuna konuşup onu oyaladığını anlatır. Son paragrafta da Selim’in ayak bastığı her yere güller diker, yani oraya varıp yerleşir. İki söz de seçilen anlamlarla uyuşur.
Sayfa 169 Cevapları
Bu sayfada: Emek, tembellik ve çalışkanlık üzerine eleştirel bir konuşma yapıyor, sonra serbest yazma yöntemiyle bir masal yazıyoruz.
7. Etkinlik
Sınıfınızda “emek”, “tembellik” ve “çalışkanlık” kelimelerinin size çağrıştırdıklarıyla ilgili bir konuşma yapınız. Konuşmanızda eleştirel konuşma stratejisini uygulayınız. Konuşmanızda ele aldığınız konuyu olumlu ya da olumsuz yanlarıyla, tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirerek farklı fikirler ve yaklaşımlar üretiniz. Konuşmalarınızda uygun geçiş ve bağlantı ifadeleri kullanmaya özen gösteriniz.
Cevap: Bana göre emek, bir hedefe giden yolun yakıtıdır. Çalışkanlık bu yakıtı tükenmeden taşır; tembellik ise elimizdeki fırsatları sessizce eritir. Öte yandan sürekli çalışmak da insanı yorar, bu yüzden dinlenmeye de yer ayırmak gerekir. Yine de en büyük başarılar, düzenli emekle kazanılıyor. Sonuç olarak emeğin yerini hiçbir şey tutmaz.
8. Etkinlik
Aşağıya “serbest yazma” yöntemini kullanarak seçeceğiniz bir konuda masal yazınız. Metni yazarken yazım kurallarına uymaya özen gösteriniz. Bu amaçla TDK Yazım Kılavuzu’ndan yararlanabilirsiniz. Metninizi gözden geçirirken varsa metninizdeki yazım, noktalama hatalarını ve anlatım bozukluklarını düzeltiniz. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz.
Cevap: Masalımın adı “Karınca ile Çınar”. Örnek bir cevap olarak yazdım:

Bir zamanlar dağ başında yaşlı bir çınar ile küçük bir karınca komşuymuş. Çınar her gün karıncaya gülüp “Bu minicik boyunla ne yapabilirsin?” dermiş. Karınca oralı olmaz, her sabah yuvasına yiyecek taşırmış. Bir yaz kuraklık başlamış, çınarın kökleri susuzluktan kurumaya yüz tutmuş. Yaprakları sararmış, dalları sarkmış, kuşlar bile gölgesine konmaz olmuş. Karınca bunu görünce çok üzülmüş ve arkadaşlarını çağırmış. “Komşumuz zor durumda, ona yardım etmeliyiz,” demiş. Yüzlerce karınca hemen işe koyulmuş. Dereden küçük damlalar taşımışlar, toprağı kazıp suyu çınarın köklerine ulaştırmışlar. Günlerce hiç durmadan çalışmışlar, yorulsalar da vazgeçmemişler. Bir sabah bakmışlar ki çınarın dallarında taze yeşil yapraklar açmış. Çınar utanmış, başını eğip karıncalara teşekkür etmiş. “Sizi küçük görmekle ne büyük hata etmişim,” demiş. Karınca gülümseyip “Önemli olan boyumuz değil, yüreğimizdir,” diye cevap vermiş. O günden sonra çınar ile karıncalar çok iyi dost olmuşlar. Çınar karıncalara serin gölgesini vermiş, karıncalar da çınarın köklerini her yaz sulamışlar. Yıllar geçmiş, orman çınarın etrafında büyümüş. Yoldan geçenler bu çınarı bir karınca ordusunun kurtardığını anlatırmış. Çocuklar bu masalı dinleyince karıncaları küçümsemekten vazgeçmiş. Böylece küçük görülenlerin de birlik olunca büyük işler başarabileceği herkese öğrenilmiş. Aradan yıllar geçince orman büyümüş, çınarın dalları göğe uzanmış. Her bahar karıncalar çınarın gövdesine tırmanıp yaprakları saymaya çıkarmış. Çınar da onlara rüzgârdan korunak olmuş. Bir gün yaşlı bir tavşan, gölgede dinlenirken karıncaların bu dostluğunu görüp şaşırmış. Karıncalar ona hikâyeyi baştan sona anlatmış. Tavşan da bu masalı ormandaki bütün hayvanlara ulaştırmış. Böylece ormanda kimse kimseyi boyuna bakarak küçümsememiş.

Soru sor ya da yorum yaz