8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49 Cevapları Hecce Yayıncılık
9 dk okuma 1 yorum
1. Tema Erdemler ölçme ve değerlendirme bölümündeki “Aslan ile Fare” şiiri ve ardından gelen soruların 44, 45, 46, 47, 48 ve 49. sayfa cevapları aşağıdadır. Bu bölümde şiire dair sorular, söz sanatları, öznel ve nesnel yargılar, anlatım biçimleri, fiilimsiler ve bir yazma çalışması yer alır. 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 44-45-46-47-48-49 Cevapları Hecce Yayıncılık yazısında bazı cevapların altındaki sarı “Neden?” notuna dokunarak açıklamayı okuyabilirsiniz.
1. Tema Ölçme ve Değerlendirme Cevapları (Erdemler)
La Fontaine’in “Aslan ile Fare” şiirinde bir aslan, elinin altındaki fareyi bağışlar. Daha sonra aslan avcının ağına düşünce aynı fare gelip ağı kemirerek onu kurtarır. Şiir, kimseyi küçük görmemeyi ve sabrın gücünü anlatır.
Sayfa 44 Cevapları
Bu sayfada: “Aslan ile Fare” şiirini okuyor ve şiirle ilgili üç soruyu yazılı cevaplıyoruz.
A. Bölümü
A. Aşağıdaki soruları “Aslan ile Fare” adlı metne göre cevaplayınız.
1. Metinde hangi değerler üzerinde durulmuştur?
Cevap: Şiirde saygı, merhamet, vefa ve yardımlaşma değerleri üzerinde durulur. Aslan fareye dokunmayıp büyüklük gösterir, fare de onu ağdan kurtararak iyiliği geri öder.

Neden?
Şiirde “Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi” dizesi merhameti ve saygıyı anlatır. “Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet” dizesinde ise farenin iyiliğe iyilikle karşılık verdiği görülür.
2. Metinden nasıl bir ders çıkarmalıyız?
Cevap: Kimseyi küçük görmemeliyiz; umulmadık biri bize bir gün yardım edebilir. Ayrıca sabır, kaba kuvvetin yapamadığını başarır. Aslanın fareye gösterdiği merhamet de sonunda kendisine dönmüştür.
Neden?
Şiirin başında “Umulmadık kimselerden fayda görür insan” denir. Son iki dize olan “Sabırla zamanın yaptığını / Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet” de sabrın gücünü öğütler.
3. Okuduğunuz metnin türü nedir? Nedenleriyle açıklayınız.
Cevap: Metin şiir türündedir; çünkü dizelerle ve ahenkli bir söyleyişle yazılmıştır. Hayvanların konuştuğu, sonunda öğüt veren kısa bir olay anlattığı için manzum fabl özelliği de taşır.
Sayfa 45 Cevapları
Bu sayfada: Cümleleri söz sanatlarıyla eşleştiriyor, öznel ve nesnel yargıları ayırıyor, ilk çoktan seçmeli soruyu çözüyoruz.
B. Bölümü
B. Aşağıdaki cümleleri, harf ile verilen söz sanatlarıyla eşleştirerek harfleri yay ayraçların içine yazınız.
(…..) 1. Cennet kadar güzel bir vatanımız var.
(…..) 2. Yorgun bir gemi, limana yanaştı ağır ağır.
(…..) 3. Bir gün meşe dedi ki kamışa: –“Tabiattan şikâyet etmekte hakkınız var.”
(…..) 4. Dünya kadar işim birikti.
a) Kişileştirme b) Abartma c) Benzetme ç) Konuşturma d) Karşıtlık
Cevap:

- 1 → c) Benzetme
- 2 → a) Kişileştirme
- 3 → ç) Konuşturma
- 4 → b) Abartma
Neden?
“Cennet kadar” sözünde vatan cennete benzetildiği için benzetme vardır. Gemi yorgun gibi insana özgü bir özellikle anlatıldığından kişileştirme, meşenin konuşturulmasıyla konuşturma yapılmıştır. “Dünya kadar iş” gerçek dışı büyük bir söz olduğu için abartmadır. Karşıtlık seçeneği hiçbir cümleye uymaz.
C. Bölümü
C. Aşağıdaki cümlelerin öznel yargı mı yoksa nesnel yargı mı olduklarını yanlarına yazınız.
1. Ülkemizin komşularından biri Bulgaristan’dır.
2. Bu kitap gerçekten çok güzel olmuş.
3. Gesi Bağları türküsü Kayseri yöresine aittir.
4. Oltu taşı, Erzurum’da çıkarılan bir taştır.
5. Konuşmacının duyduğu heyecan, dinleyicilerini de heyecanlandırır.
6. Okurken hayal etmeyi, başka şeyler düşünmeyi çok severiz.
7. Kapadokya’da gören herkesin hayran kaldığı tüften oluşan peribacaları bulunur.
8. Ahmet Hamdi Tanpınar; “Beş Şehir” adlı eserinde Erzurum, Bursa, Ankara, Konya ve İstanbul şehirlerini anlatmıştır.
9. Pamukkale’de traverten adlı jeolojik oluşumlar bulunur.
10. Günümüz yazarlarının hikâyelerini daha çok severim.
Cevap:

- 1 → Nesnel
- 2 → Öznel
- 3 → Nesnel
- 4 → Nesnel
- 5 → Öznel
- 6 → Öznel
- 7 → Öznel
- 8 → Nesnel
- 9 → Nesnel
- 10 → Öznel
Neden?
Komşu ülke, türkünün yöresi, taşın çıkarıldığı yer, bir yazarın eseri ve jeolojik oluşum gibi bilgiler kaynaklardan kontrol edilebildiği için nesneldir. “Çok güzel”, “çok severiz”, “hayran kaldığı” ve heyecanın başkalarını etkilemesi gibi ifadeler kişiden kişiye değiştiği için özneldir.
Ç. Bölümü (Çoktan Seçmeli Sorular)
Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Maden ocakları müdürü, bütün köylünün arazisini satın aldı. Köylüler, heybelerini sırtlarına vurarak tozlu yollardan uzaklaştılar. Fakat her adımda, her izde bir hatıra buldular. Ayakları yürümedi, köylerini ana ana gittiler.
Yukarıdaki metinde hangi anlatım biçimine başvurulmuştur?
A) Açıklayıcı anlatım
B) Betimleyici anlatım
C) Öyküleyici anlatım
D) Tartışmacı anlatım
Cevap: C) Öyküleyici anlatım

Neden?
Parçada satın alma, yollara düşme, hatıra bulma ve ağlayarak gitme gibi birbirini izleyen olaylar anlatılıyor. Olayların zaman sırasıyla verilmesi öyküleyici anlatımın işaretidir.
Sayfa 46 Cevapları
Bu sayfada: Söz sanatları, anlatım biçimi, isim-fiil ve sıfat-fiil ile ilgili çoktan seçmeli soruları çözüyoruz.
Ç. Bölümü (devam)
2. Ayşe Öğretmen’in tahtada yazdığı sorulardaki söz sanatlarını öğrencilerinden bulmalarını istedi. Öğrencilerin cevapları sırayla aşağıdaki gibidir.
Tahtada: Bugün piknikte çocuklar gibi eğlendik. / Köpek bana el salladı. / Köpek “Haydi gel.” diye beni de oyuna çağırdı. / Sesimle âdeta dağlar yerinden oynadı. / İyi günde kötü günde de yanımdaydı.
Özgür: Benzetme, Kişileştirme, Konuşturma, Abartma, Karşıtlık
Elif: Benzetme, Benzetme, Konuşturma, Karşıtlık, Abartma
Dilara: Kişileştirme, Benzetme, Abartma, Konuşturma, Karşıtlık
Esra: Benzetme, Kişileştirme, Konuşturma, Abartma, Karşıtlık
Batuhan: Kişileştirme, Benzetme, Abartma, Konuşturma, Karşıtlık
Öğrencilerin yüzde kaçı söz sanatlarını doğru şekilde sıralamıştır?
A) %20
B) %40
C) %60
D) %80
Cevap: B) %40

Neden?
Tahtadaki cümlelerin doğru sırası benzetme, kişileştirme, konuşturma, abartma, karşıtlıktır. Bu sırayı yalnızca Özgür ile Esra tutturmuştur. Beş öğrencinin ikisi doğru yaptığı için oran 2/5, yani %40’tır.
3. Minimini kasabanın balkonlu, kuleli gazinoya benzeyen kocaman bir konağı vardı. Lakin ikmal edilememişti. Sıvanamayan kerpiç duvarlar yer yer açılmış, kumrulara yuva olmuştu. Üst kat penceresiz, sıvasız, tahta örtülerle bekleniyordu.
Yukarıdaki metinde hangi anlatım biçimine başvurulmuştur?
A) Açıklayıcı anlatım
B) Betimleyici anlatım
C) Öyküleyici anlatım
D) Tartışmacı anlatım
Cevap: B) Betimleyici anlatım

Neden?
Parçada bir olay anlatılmıyor; konağın görünüşü, duvarları ve üst katı gözümüzde canlandıracak biçimde tarif ediliyor. Varlığı ayrıntılarıyla anlatmak betimleyici anlatımdır.
4. Aşağıdakilerden hangisinde isim-fiil kullanılmıştır?
A) Hepsinin gözleri güzeldir.
B) Gözleri korku doluydu.
C) Gözden düşmemek, çalışmayı gerektirir.
D) Adam birdenbire gözden kayboldu.
Cevap: C) Gözden düşmemek, çalışmayı gerektirir.
Neden?
“Düşmemek” (-mak) ve “çalışmayı” (-ma) fiil köküne gelen isim-fiil eklerini taşır ve cümlede isim gibi kullanılır. Diğer şıklarda fiilimsi yoktur.
5. Aşağıdakilerden hangisinde sıfat-fiil kullanılmıştır?
A) İster istemez sözlerine dikkat etti.
B) Sadece bir çay alacağım.
C) Soluk soluğa kalmıştı.
D) Senin bugün döneceğini söylemişlerdi.
Cevap: D) Senin bugün döneceğini söylemişlerdi.
Neden?
“Döneceğini” sözcüğü “dön-” fiiline gelen “-ecek” sıfat-fiil ekiyle kurulmuştur. B şıkkındaki “alacağım” ise cümlenin çekimli yüklemidir, fiilimsi değildir.
Sayfa 47 Cevapları
Bu sayfada: Zarf-fiil sorusunu çözüyor, fiilimsi türlerini şemayla ayırıyor ve Cahit Külebi’nin şiirine başlık seçiyoruz.
Ç. Bölümü (devam)
6. Aşağıdakilerden hangisinde zarf-fiil kullanılmıştır?
A) Onu görmeyeli uzun zaman olmuştu.
B) Yukarıya kadar hızlı hızlı koştu.
C) Parayı kimse almayacaktı.
D) Sabah, erkenden orada olurum.
Cevap: A) Onu görmeyeli uzun zaman olmuştu.

Neden?
“Görmeyeli” sözcüğü “-eli” zarf-fiil ekiyle kurulmuştur ve fiili zaman bakımından tamamlar. “Hızlı hızlı” ise fiilden türemeyen bir zarftır.
7. “Koşan çocuğu tanıdın mı?” cümlesi şemanın en üstündedir. Şemada üç dal vardır: İsim-fiil (“Okuma salonumu arıyorum.”), Sıfat-fiil (“Senin geldiğini görmedim.”) ve Zarf-fiil (“Konuştukça hepimiz şaşırıyorduk.”). Her dalın altında İsim-fiil, Sıfat-fiil, Zarf-fiil seçenekleri ve 1’den 9’a numaralı öğrenciler vardır.
Verilen cümlenin fiilimsi türünü doğru bulan öğrenciler bir alt basamağa geçmeye hak kazanacaklardır.
Alt basamakta doğru sonuca ulaşan öğrenci kaç numaralı öğrencidir?
A) 3
B) 5
C) 7
D) 9
Cevap: B) 5

Neden?
“Koşan çocuk” sözündeki “koşan” bir sıfat-fiildir; bu yüzden doğru dal Sıfat-fiil dalıdır. Bu dalın altındaki “Senin geldiğini görmedim.” cümlesinde “geldiğini” de sıfat-fiildir. Bu cümlede “Sıfat-fiil” seçeneğini işaretleyen 5 numaralı öğrenci doğru sonuca ulaşır.
8. Yağ hay mübarek
Şarıl şarıl,
Yıka taşları toprakları
Tarlalar yeşerinceye dek.
Artık geçti hüzün taşımanın modası
Getir bize yeşillik, sevinç getir.
Sendedir bütün nafakamız
Bil ki bütün umudumuz sendedir.
(…)
Cahit KÜLEBİ
Aşağıdakilerden hangisi yukarıda verilen şiirin başlığı olabilir?
A) Yağmur
B) Sonbahar
C) Tarlalar
D) İlkbaharın Gelişi
Cevap: A) Yağmur

Neden?
Şiirdeki “yağ”, “şarıl şarıl” ve “yıka taşları toprakları” sözleri yağmura seslenir. Şair yağmurdan yeşillik ve sevinç ister; bu yüzden en uygun başlık “Yağmur”dur.
Sayfa 48 Cevapları
Bu sayfada: Gıda israfı broşürünü okuyarak bilgi soruyor, Ahmed Yesevi’nin dörtlüğündeki fiilimsileri buluyoruz.
Ç. Bölümü (devam)
9. Bu broşürdeki bilgilerden gıda israfıyla ilgili hangisine ulaşılabilir?
A) İsrafı önlemek için neler yapılması gerektiğine
B) İsraf edilen ekmek ile iki milyon insanın doyabileceğine
C) İsraf edilen yiyecekle kaç kişinin doyabileceğine
D) Bir yılda on sekiz milyon ton ekmeğin çöpe gittiğine
Cevap: C) İsraf edilen yiyecekle kaç kişinin doyabileceğine

Neden?
Broşürün alt bölümünde dünyada israf edilen 1,3 milyon tondan fazla yiyeceğin 2 milyara yakın insanı doyurabileceği yazar. A’daki önlemler broşürde yoktur. B’de rakam ekmek için değil genel yiyecek içindir. D’deki 18 milyon ton ise sebze ve meyveye aittir.
10. Akıllı isen gariplerin gönlünü avla;
Mustafa gibi ülkeyi gezip yetim ara;
Dünyaya tapan soysuzlardan yüz çevir;
Yüz çevirip, deniz olup taştım işte.
Ahmed Yesevi
Yukarıdaki dörtlükte kaç fiilimsi vardır?
A) 2
B) 3
C) 4
D) 5
Cevap: C) 4

Neden?
Dörtlükteki fiilimsiler “gezip”, “tapan”, “çevirip” ve “olup” sözcükleridir; üçü zarf-fiil, biri sıfat-fiildir. “Avla”, “ara”, “çevir” emir kipinde, “taştım” ise haber kipinde çekimli fiildir; bunlar fiilimsi sayılmaz.
Sayfa 49 Cevapları
Bu sayfada: Mevlana’nın dizelerinden ve temadaki bilgilerden yararlanarak insan sevgisi konulu bilgilendirici bir metin yazıyoruz.
Yazma Çalışması
Mevlana’nın “Sevgiden acılar tatlı olur. / Sevgiden bakırlar altın olur. / Sevgiden tortular berrak olur. / Sevgiden dertler şifa bulur. / Sevgiden ölüler dirilir. / Sevgiden padişah köle olur. / Bu sevgi de bilginin sonucudur.” dizelerinden ve bu temada edindiğiniz bilgilerden yararlanarak insan sevgisi konulu bilgilendirici bir metin yazınız.
Cevap: Bilgilendirici metnim şöyle:

Sevgi Neleri Değiştirir?
Sevgi, insanları birbirine bağlayan en güçlü duygulardan biridir. Mevlana’nın dizelerinde sevgi acıyı tatlıya, dertleri şifaya, bakırı altına çevirir. Bu sözler, sevginin insanın bakış açısını nasıl değiştirdiğini anlatır. Bu temada gördüğümüz gibi “sevmek” sözü Türkçede çok eski çağlardan beri vardır. İlk yazılı kaynaklarda “seb-” biçiminde geçen bu söz zamanla sevmeye dönüşmüş, sevgi, sevinç, sevecen, sevgili gibi pek çok sözün kökü olmuştur. Yunus Emre “Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” diyerek sevgiyi hayatın en değerli işi saymıştır. İnsan sevgisi hoşgörüyü, yardımlaşmayı ve saygıyı doğurur. “Tuzağa Düşen Ceylan” şiirinde dört dost birbirini kurtarmak için görev paylaşır. “Forsa” hikâyesinde kırk yıl vatanından uzak kalan Kara Memiş, oğluyla kavuşunca sevinçten bayılır. “Aslan ile Fare” şiirinde ise aslanın gösterdiği merhamet, sonunda kendisine iyilik olarak döner. Bütün bunlar sevginin yalnızca duygu olarak kalmadığını, davranışa dönüştüğünde toplumu güçlendirdiğini gösterir. Sevgi paylaşıldıkça azalmaz, tersine çoğalır; bir mum, başka bir mumu yaktığında kendi ışığından bir şey kaybetmez. Aile içinde, arkadaşlar arasında ve toplumda sevgi bulunan yerde kavga küçülür, anlayış büyür. Dostluk, sevginin günlük yaşamdaki en güzel biçimlerinden biridir. Bir arkadaşımıza ödevinde yardım etmek, yaşlı bir komşunun alışverişini taşımak, yolda kalan birine elimizi uzatmak sevginin küçük ama kalıcı örnekleridir. Sevgiyi yalnızca insanlara değil, hayvanlara, doğaya ve yurdumuza da göstermeliyiz; çünkü sevdiğimiz şeyi koruruz, koruduğumuz şey de bizimle birlikte yaşar. Bu nedenle sevgi, bireyi de toplumu da güçlendiren ortak bir değerdir. Sevginin gücünü tarih boyunca ozanlarımız da dizelerine taşımıştır. Karacaoğlan güzel sevmeyi ayıplanacak bir şey saymaz; Sait Faik her şeyin bir insanı sevmekle başladığını söyler. Bu sözler, sevginin edebiyatımızda da çok önemli bir yeri olduğunu gösterir. Bir toplumda herkes birbirine sevgiyle davranırsa güven artar, haksızlık azalır ve insanlar zor zamanlarda yalnız kalmaz. Sonuç olarak toplumların huzuru, insanların birbirini sevmesiyle sağlanır.

Soru sor ya da yorum yaz