4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 114-116-117-118-119-120 Cevapları Ada Yayınları
7 dk okuma 0 yorum
4. sınıf Türkçe ders kitabının (Ada Yayınları) “Millî Kültürümüz” temasındaki “Hırsızlarla Hoca” metnine ait 114, 116, 117, 118, 119 ve 120. sayfa cevapları aşağıdadır. Metin 114. sayfada başlar, 115. sayfada biter; 115. sayfada soru yoktur. 4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 114-116-117-118-119-120 Cevapları Ada Yayınları yazısında bazı cevapların altındaki sarı “Neden?” notuna dokunarak açıklamayı okuyabilirsiniz.
Hırsızlarla Hoca Metni Cevapları
Orhan Veli Kanık’ın dizeler hâlinde yazdığı bu fıkrada, bir gece Nasrettin Hoca’nın evine hırsızlar giriyor. Hoca uyuyor gibi yapıyor, hırsızlar eşyaları götürünce yorganını sırtlayıp peşlerine takılıyor. Hırsızların evine varınca da şaşıran hırsıza “Buraya taşınmadık mı?” diyerek güldüren bir cevap veriyor.
Sayfa 114 Cevapları
Bu sayfada: Nasrettin Hoca’yı ve bildiğimiz bir fıkrasını anlatıyoruz. Sonra metni sesli okumaya başlıyoruz.
Metne Hazırlık
1. Nasrettin Hoca denince aklınıza kim geliyor?
Cevap: Aklıma başında kocaman kavuğu olan, eşeğine ters binen, ak sakallı ve güler yüzlü bir halk bilgesi geliyor. O, insanları hem güldüren hem de düşündüren fıkralarıyla tanınır.
2. Bildiğiniz Nasrettin Hoca fıkralarından birini anlatınız.
Cevap: Ye Kürküm Ye
Hoca bir gün eski elbiseleriyle bir düğün yemeğine gitmiş. Kimse onunla ilgilenmemiş, sofrada yer bile göstermemişler. Hoca hemen evine dönüp kürkünü giymiş ve yeniden gelmiş. Bu defa herkes onu baş köşeye oturtmuş, önüne en güzel yemekleri koymuş. Hoca kürkünün yenini çorbaya batırıp “Ye kürküm ye!” demeye başlamış. Şaşıranlara da “İkram bana değil, kürküme yapıldı. Yemeği de o yesin.” demiş.
Metni öğretmeninizin kontrolünde sesli okuyunuz.
Cevap: Metni dize dize, noktalama işaretlerine uyarak okudum. Hırsızın ve Hoca’nın konuştuğu yerlerde sesimi onlara göre değiştirdim.
Sayfa 116 Cevapları
Bu sayfada: Metindeki beş sözcüğün anlamını bulup cümle kuruyor, “Hacivat Karagöz’e Kelimeleri Öğretiyor” oyununu oynuyoruz. Fıkrayla ilgili altı soruyu cevaplıyoruz.
1. Etkinlik
Metinde geçen “vakit, gık, sırt, hayret ve şakacıktan” kelimelerini sınıfınızın tahtasına yazınız. Bu kelimelerin anlamlarını tahmin ediniz. Ardından tahminlerinizin doğruluğunu sözlüğünüzden kontrol ediniz. Kelimeleri birer cümle içinde kullandıktan sonra “Hacivat, Karagöz’e Kelimeleri Öğretiyor” oyunuyla ilgili verilen bilgileri okuyunuz. Oyunu öğretmeninizin kontrolünde oynayınız.
Cevap:
- vakit: Zaman. → Akşam yemeği vakti gelince hepimiz sofraya oturduk.
- gık: İtiraz ederken çıkarılan ses; “gık dememek” hiç ses çıkarmamak demektir. → Aşı olurken gık bile demedim.
- sırt: Gövdenin boyundan bele kadar olan arka bölümü. → Çantamı sırtıma takıp yola çıktım.
- hayret: Şaşma, şaşkınlık. → Sihirbazın şapkasından güvercin çıkınca hayret ettik.
- şakacıktan: Gerçek değil, şaka olsun diye. → Kardeşim şakacıktan uyuyor gibi yaptı.
Oyunda ben Hacivat oldum ve “sırt” sözcüğünü seçtim. Arkadaşıma “çanta, omuz, bel, yük” ipuçlarını verdim; o da sözcüğü bir dakika dolmadan buldu.
Oyun esnasında sınıf kurallarına uyunuz. Oyunda üstleneceğiniz rolü seçerken arkadaşlarınızın fikirlerine saygı gösteriniz.
Cevap: Sıramı bekledim, anlatan arkadaşımın sözünü kesmedim. Arkadaşım Hacivat olmak isteyince ben de Karagöz rolünü seve seve aldım.
2. Etkinlik
Metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Hırsızlar, kimin evine giriyorlar?
Cevap: Nasrettin Hoca’nın evine giriyorlar.
2. Hırsızlar, evdeyken Hoca ne yapıyor?
Cevap: Hiç sesini çıkarmıyor. Gözlerini kapatıp uyuyormuş gibi davranıyor.
Neden?
Metinde Hoca’nın “gık bile” demediği, gözlerini kapayıp uyumuş gibi yaptığı anlatılıyor.
3. Hırsızlar evden neleri götürüyorlar?
Cevap: Dolabı, saati, aynayı ve masayı; kısacası ne bulurlarsa götürüyorlar. Evde yalnızca bir yatak ile bir yorgan kalıyor.
Neden?
Dizelerde götürülen eşyalar iki kısa çizgi arasında “dolap, saat, ayna, masa” diye sayılıyor. Hemen ardından geriye bir yatak yorgan kaldığı söyleniyor.
4. Hırsızlar, evden çıkınca Hoca ne yapıyor?
Cevap: Yorganını sırtlıyor ve işin sonunu merak ederek hırsızların arkasından yürüyor. Onlar nereye giderse o da oraya gidiyor.
Neden?
Son eşya da çıkarılınca Hoca yorganını sırtına alıyor ve “Bakalım iş nereye varacak?” diyerek hırsızların ardından gidiyor.
5. Hırsızlardan biri, Hoca’yı arkasında görünce ne diyor?
Cevap: Hırsız önce şaşırıyor, ardından Hoca’ya “Senin burada ne işin var?” diyor.
6. Bu fıkradan hareketle Hoca’nın kişiliği hakkında neler diyebilirsiniz?
Cevap: Hoca çok sakin biri; evine hırsız girdiği hâlde bağırıp çağırmıyor. Aynı zamanda zeki ve hazırcevap. Hırsızlara kızmak yerine “Canım, buraya taşınmadık mı?” diyerek onları şakayla utandırıyor. Başına gelen kötü olayı bile gülerek karşılıyor.
Sayfa 117 Cevapları
Bu sayfada: Önemli kişilere ait gezdiğimiz ya da görmek istediğimiz yapıları anlatıyoruz. “Dr.” ve “Alb.” kısaltmalarının anlamını tahmin ediyor, kısaltma kurallarını okuyoruz.
3. Etkinlik
Daha önce gezdiğiniz yerlerde bu tür yapıları gördünüz mü? Gördüyseniz bu yerlerin özelliklerini anlatınız. Görmediyseniz nereleri, neden görmek istediğiniz hakkında bir konuşma yapınız.
Cevap: (Örnek konuşma) Evet, gördüm. Geçen yaz ailemle Bursa’ya gittik ve Tophane’de Osman Gazi ile Orhan Gazi’nin türbelerini gezdik. Türbeler yüksek bir tepede, ağaçların arasında duruyor. İçerisi çok sessizdi, herkes fısıltıyla konuşuyordu. Bahçeden bütün şehir görünüyordu. Bundan sonra Akşehir’e gidip Nasrettin Hoca’nın türbesini görmek istiyorum. Çünkü fıkralarını çok seviyorum ve onun yaşadığı yeri merak ediyorum.
4. Etkinlik
a. Aşağıdaki cümleleri okuyarak koyu yazılmış kısaltmalara dikkat ediniz. Bu kısaltmaların ne anlama geldiğini tahmin etmeye çalışınız.
Cevap:
- “Dün hastanede Dr. Ömür Hanım’ı gördüm.” → Dr.: doktor
- “Alb. İhsan Boran okulumuzu ziyaret etti.” → Alb.: albay
Neden?
İlk cümlede hastaneden söz edildiği için “Dr.” doktor demektir. İkincisinde kısaltma bir kişi adının önünde unvan olarak kullanılmış; “Alb.” askerlikteki albay rütbesinin kısaltmasıdır. İkisi de unvan olduğu için ilk harfleri büyük yazılmış ve sonlarına nokta konmuş.
Sayfa 118 Cevapları
Bu sayfada: Kısaltmalara ek getirme kurallarını okuyoruz. Tablodaki kısaltmalardan beşini seçip cümle içinde kullanıyoruz.
4. Etkinlik
b. Aşağıdaki tabloda bazı kelimeler ve bu kelimelerin kısaltmaları verilmiştir. Tabloyu inceleyerek seçeceğiniz kısaltmalardan beş tanesini cümle içinde kullanınız.
Cevap: (Örnek)

- APS ile gönderdiğim mektup ertesi gün ulaştı.
- Maçın bitmesine yalnızca 5 dk. kaldı.
- Tören yarın sa. 10.00’da başlayacak.
- Ablam bu yıl MAKÜ’de okumaya başladı.
- Ayrıntılı bilgi için bk. Türkçe Sözlük.
Neden?
Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda (APS, MAKÜ) nokta kullanılmaz; gelen ek kesmeyle ayrılır ve son harfin okunuşuna uyar. Küçük harfle yazılan “dk., sa., bk.” kısaltmalarının sonuna ise nokta konur.
Sayfa 119 Cevapları
Bu sayfada: Yusuf Dursun’un Türkçeyi anlatan dizelerinden yola çıkarak ana dilimizin önemini konuşuyoruz. Yabancı sözcüklerin Türkçe karşılıklarını inceleyip dilimizi korumak için yapılabilecekleri tartışıyoruz.
5. Etkinlik
a. Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Şiirden hareketle ana dilimizi konuşmanın önemi hakkında düşüncelerinizi açıklayınız.
Cevap: Şair Türkçeyi anne sütüne benzetiyor; yani onu tertemiz ve bize en yakın şey olarak görüyor. Bence de ana dilimiz çok önemli. İlk sözcüklerimizi bu dille söyledik, masalları ve ninnileri bu dille dinledik. Sevincimizi de üzüntümüzü de en iyi Türkçeyle anlatırız. Şiirdeki “tutunacak dal” sözü gibi, dilimiz bizi birbirimize ve geçmişimize bağlar. Onu doğru ve güzel konuşursak gelecekte de yaşar.
b. Aşağıda verilen bilgileri okuyup tabloyu inceleyiniz. Ardından Türkçemizin korunması için verilen bilgiler dışında neler yapılması gerektiği hakkında arkadaşlarınızla konuşunuz.
Cevap: (Örnek konuşma) Arkadaşlar, bence Türkçemizi korumak için şunları da yapabiliriz:
- Çok kitap okuyup yeni sözcükler öğrenmeliyiz.
- Mesaj yazarken sözcükleri kısaltmamalı, yazım kurallarına uymalıyız.
- Yazılışından emin olmadığımız sözcüklere sözlükten bakmalıyız.
- Dükkân ve iş yeri adlarında Türkçe sözcükler kullanılmalı.
- Atasözlerimizi, deyimlerimizi ve türkülerimizi öğrenip günlük hayatta kullanmalıyız.
Sayfa 120 Cevapları
Bu sayfada: Yaşadığımız ilde gezdiğimiz yerleri kısaltmalar kullanarak yazıyor ve bu yerlerden birinin resmini çiziyoruz. Sonraki ders için şehrimizin tarihçesini ve değişen gelenekleri araştırıyoruz.
6. Etkinlik
Yaşadığınız il içerisinde nereleri gezdiniz? Gezdiğiniz bu yerlerin özellikleri nelerdir? Gittiğiniz bu yerleri beğendiniz mi? Nedenleriyle birlikte yazınız. Yazınızda kısaltmaları doğru biçimde kullanınız. Yazınızı bitirdikten sonra alttaki çizim alanına bu yerlerden birinin resmini yapabilir veya fotoğrafını bulup yapıştırabilirsiniz.
Yazınızda yabancı dillerden alınmış ve henüz dilimize yerleşmemiş kelimelerin yerine Türkçelerini kullanınız. Yazınızı bitirdikten sonra gözden geçirerek varsa yazım ya da noktalama yanlışlarınızı düzeltiniz.
Cevap: (Örnek; ben İzmir’i yazdım, siz kendi ilinizi yazabilirsiniz.) İzmir’de yaşıyorum. Geçen ay ailemle Saat Kulesi’ni, Tarihî Asansör’ü ve Kültürpark’ı gezdim. Saat Kulesi Konak Meydanı’ndadır, yaklaşık 25 m yüksekliğindedir. Çevresinde güvercinler uçuşur. Tarihî Asansör’le yukarı çıkmak 1 dk. bile sürmedi. Tepeden körfezi seyrettik. Kültürpark’ta sa. 16.00’ya kadar bisiklet sürdüm. Bu yerleri çok beğendim. Çünkü hem tarihî hem de yemyeşil yerler.

Çizim alanına Saat Kulesi’nin resmini yaptım.
Sonraki Derse Hazırlık
Yaşadığınız şehrin tarihçesini güvenilir kaynaklardan araştırınız. Aile büyüklerinize örf, âdet ve geleneklerinde geçmişten bugüne ne gibi değişikler meydana geldiğini sorunuz. Edindiğiniz bilgileri sınıfa getiriniz.
Cevap: (Örnek; herkes kendi şehrini araştırır.)
- Şehrimin tarihçesi: İzmir, Ege Denizi kıyısında kurulmuş çok eski bir liman şehridir. Eski çağlardaki adı Smyrna’dır. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın sonunda, 9 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtulmuştur. Bu yüzden her yıl 9 Eylül’de kurtuluş günü kutlanır.
- Değişen gelenekler: Dedem, eskiden düğünlerin sokakta kurulduğunu ve birkaç gün sürdüğünü anlattı; şimdi düğünler salonda bir akşamda bitiyor. Babaannem, bayramlarda bütün mahallenin kapı kapı gezildiğini söyledi; bugün çoğu kişi telefonla bayramlaşıyor. Eskiden komşular kışlık salçayı ve tarhanayı hep birlikte hazırlarmış, şimdi çoğu marketten alınıyor.

Soru sor ya da yorum yaz