7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 156-157-158-159-160 Cevapları 1. Kitap
6 dk okuma 0 yorum
7. sınıf Türkçe ders kitabının (1. Kitap) “İletişim ve Sosyal İlişkiler” temasındaki Karacaoğlan’ın “Öğüt” şiirinin 156, 157, 158, 159 ve 160. sayfa cevapları aşağıdadır. Şiir 156. sayfada yer alır; 161. sayfada “İletişimin Önemi” içeriği karekodla izlenir. Cevaplar 2 yazıya bölünmüştür; bu yazı ilk bölümdür. 7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 156-157-158-159-160 Cevapları 1. Kitap yazısında bazı cevapların altındaki sarı “Neden?” notuna dokunarak açıklamayı okuyabilirsiniz.
Öğüt Şiiri Cevapları
Karacaoğlan “Öğüt” şiirinde okuyucuya sözünü ölçülü kullanmasını, iyilik yapmasını, alçak gönüllü olmasını ve kötü kişilerden uzak durmasını öğütler. Etkinliklerde bilmediğimiz sözcükleri çalışıyor, şiirdeki değerleri buluyor, söz sanatlarını tanıyoruz. Ardından iletişimin önemini anlatan içeriği izliyor, eğik çizgiyi öğreniyor ve nezaket kuralları üzerine bir yazı yazıyoruz.
Sayfa 156 Cevapları
Bu sayfada: Hazırlık Vakti’nde tatlı dil atasözünü ve büyüklerin öğüt vermesini konuşuyoruz. Şiirin nasıl okunacağını belirliyoruz.
Hazırlık Vakti
1. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözünün verdiği mesajı açıklayınız.
Cevap: Tatlı dil, karşımızdakini yumuşatır. Bir sorunu bağırmadan, güzel konuşarak çözebiliriz. Zor birini bile nazik sözlerle ikna edebiliriz.
2. Büyüklerinizin size sık sık öğüt vermelerinin sebebi ne olabilir?
Cevap: Büyüklerimiz hayatta öğrendiklerini bizimle paylaşıp bizi aynı hatalardan korumak ister. Bizi sevdikleri ve iyiliğimizi istedikleri için öğüt verirler.
Şiiri tür özelliklerine, vurgu ve tonlamaya dikkat ederek okuyunuz. Şiiri ilk kez okurken anlamını bilmediğiniz kelime veya kelime grupları ile bunların anlamlarına yönelik tahminlerinizi 1. etkinlikteki uygun alanlara yazınız. Arkadaşlarınız sesli okurken mısra sonlarındaki ses benzerliklerinin şiirin seslendirilmesinde nasıl bir etki oluşturduğunu düşününüz.
Cevap: Şiir bir halk şiiri olduğu için öğüt veren, sıcak ve içten bir sesle okunur. Mısra sonlarındaki “geçici olma”, “açıcı olma”, “yıkıcı olma” gibi benzer sesler okumaya bir ritim katıyor. Bu yüzden şiir kulağa ahenkli geliyor ve kolay akılda kalıyor. Bilmediğim sözcükleri 1. etkinliğe yazdım.
Sayfa 157 Cevapları
Bu sayfada: Şiirde anlamını bilmediğimiz sözcükleri seçip önce tahmin ediyoruz, sonra sözlük anlamlarını yazıyoruz.
1. Etkinlik
Belirlediğiniz kelime veya kelime gruplarının anlamlarını TDK Güncel Türkçe Sözlük’ten bulup ilgili alanlara yazınız. Tahminlerinizin doğruluğunu sözlük anlamları ile karşılaştırarak kontrol ediniz.
Cevap:

- nasihat: Tahminim: öğüt, tavsiye. Sözlük anlamı: yol gösteren söz, öğüt verme
- arif: Tahminim: bilgili kişi. Sözlük anlamı: sezgisi güçlü, anlayışlı kimse
- kelâm: Tahminim: söz. Sözlük anlamı: söz, konuşma
- asilzade: Tahminim: soylu kişi. Sözlük anlamı: soylu bir aileden gelen kimse
- kemlik: Tahminim: kötülük. Sözlük anlamı: kötülük
- zâyi: Tahminim: boşa giden. Sözlük anlamı: kaybolmuş, boşa gitmiş
- yâdeller: Tahminim: yabancı insanlar. Sözlük anlamı: yabancılar
Sayfa 158 Cevapları
Bu sayfada: Şiirle ilgili beş soruyu sözlü cevaplıyoruz. Karacaoğlan’ın öne çıkardığı değerleri belirleyip bu değerlerin geçtiği dizeleri yazıyoruz.
2. Etkinlik
Aşağıdaki soruları “Öğüt” şiirinden hareketle sözlü olarak cevaplayınız. 1. Karacaoğlan ilk iki dörtlükte dil ve konuşma ile ilgili hangi öğütleri vermektedir?
Cevap: Karacaoğlan sıkıntılı bir hâlimizi yabancılara açmamamızı söylüyor. Mecliste bilgili davranıp sözü dinlememizi, herkes iki söz söylüyorsa bizim bir söz söylememizi, elimizden geldikçe iyilik yapmamızı ve kimsenin gönlünü kırmamamızı öğütlüyor.
2. Karacaoğlan, şiirinin hangi mısralarında “kalp kırma, insanları incitme” konusunda öğütler vermektedir? Bu konuda neler söylemiştir?
Cevap: “Hatıra dokunup yıkıcı olma” mısrasında gönül yıkmamamızı söylüyor. “Darılıp da başa kakıcı olma” mısrasında ise yaptığımız iyiliği sonradan başa kakmamamızı, bunun karşımızdakini inciteceğini anlatıyor.
Neden?
İkinci dörtlüğün son dizesi ile üçüncü dörtlüğün son dizesi “-ıcı olma” kalıbıyla biter. “Hatır” gönül demektir; “yıkıcı olma” gönül yıkma demektir. “Başa kakmak” da yapılan iyiliği hatırlatıp karşıdakini mahcup etmektir.
3. “Sen iyilik eyle, o zâyi olmaz” dizesinden ne anlıyorsunuz? Yaşamınızdan örnekler vererek açıklayınız.
Cevap: Yaptığımız iyilik boşa gitmez, bir gün bir yolla bize döner. Geçen yıl sınıf arkadaşıma matematik notlarımı verdim. Sınavdan önce o da bana anlamadığım bir konuyu anlattı.
4. Şairin alçak gönüllülükle ilgili öğüdü hangi mısralarda geçmektedir? Kibirli olmak başkalarıyla olan iletişimimizi nasıl etkiler? Açıklayınız.
Cevap: Öğüt şu mısralarda geçiyor: “Alçaklarda otur, gözet kendini / Katı yükseklerden uçucu olma”. Kibirli kişi başkalarını küçümser, onlar da ondan uzaklaşır. Böyle biriyle iletişim kurmak zorlaşır.
Neden?
Dördüncü dörtlükte “alçaklarda otur” diyerek gösterişten uzak durmayı, “yükseklerden uçucu olma” diyerek kendini yüksek görüp havalanmamayı öğütlüyor.
5. Şiirin son iki mısrasında şair ne tavsiye etmektedir? Bu tavsiyeyle yakın anlamlı atasözlerimizden örnekler veriniz.
Cevap: Şair, kötü kişilerle arkadaşlık etmememizi öğütlüyor; çünkü onlar bizi mecliste mahcup edebilir. “Üzüm üzüme baka baka kararır” ve “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözleri bu tavsiyeye yakındır.
3. Etkinlik
A. Şiiri tekrar okuyup Karacaoğlan’ın hangi değerleri ön plana çıkarmak istediğine yönelik ipuçlarını belirleyiniz. Bulduğunuz ipuçlarından hareketle belirlediğiniz değerleri aşağıda işaretleyiniz.
Cevap: İşaretlediğim değerler: iyilik, sevgi ve alçak gönüllülük.

Neden?
“Elinden geldikçe iyilik eyle” ve “Sen iyilik eyle” dizeleri iyiliği, “Alçaklarda otur” dizesi alçak gönüllülüğü gösteriyor. Gönül yıkmayı ve başa kakmayı yasaklayan dizeler de karşımızdakine sevgi ve saygı gösterilmesini istiyor.
B. “A” bölümünde belirlediğiniz değerlere, şiirin hangi dizelerinde yer verilmiştir? Aşağıdaki alana yazınız.
Cevap:

- İyilik: “Elinden geldikçe iyiliği eyle”, “Sen iyilik eyle, o zâyi olmaz”
- Alçak gönüllülük: “Alçaklarda otur, gözet kendini / Katı yükseklerden uçucu olma”
- Sevgi (kalp kırmama, saygı): “Hatıra dokunup yıkıcı olma”, “Darılıp da başa kakıcı olma”
Sayfa 159 Cevapları
Bu sayfada: Halil Karabulut’un “Söz Söyle” şiirini inceliyoruz. Mısra sonlarındaki ses benzerliklerinin okunuşa etkisini ve iki şiirin biçimini karşılaştırıyoruz.
4. Etkinlik
A. Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Şiirin altında verilen cümleleri okuduğunuz şiirden hareketle tamamlayınız.
Cevap:

- Şiir 2 bölümden oluşmaktadır.
- Bir bölümde 4 mısra bulunmaktadır.
- Şiirde tekrar eden ses benzerlikleri şiirin mısra sonunda bulunmaktadır.
B. Bu şiirde kullanılan ses benzerlikleri, şiirin okunuşunu nasıl etkilemiştir? Gerekçelendirerek sözlü olarak açıklayınız.
Cevap: “Sıkmasın, bıkmasın, çıkmasın” ve “makbûl, bul, usûl” gibi mısra sonlarındaki benzer sesler şiire ritim katıyor. Şiir bu sayede daha akıcı okunuyor ve kolay ezberleniyor.
C. “Öğüt” şiiriyle “Söz Söyle” şiiri biçim olarak karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez? İşaretleyiniz.
Cevap: “İki şiir de dörtlüklerden oluşmaktadır.” ifadesi söylenemez.

Neden?
“Öğüt” şiiri kitapta bütün olarak verilmiş ve dörtlüklerden oluşuyor. “Söz Söyle” ise başı ve sonu “(…)” ile kesilmiş, yalnızca iki bölümü gösterilmiş. Şiirin tamamını görmediğimiz için hepsinin dörtlük olduğu söylenemez. Mısra sonlarındaki ses benzerlikleri ve kafiye ise iki şiirde de görülüyor.
Sayfa 160 Cevapları
Bu sayfada: Dört şairden alınan dizelerdeki söz sanatlarını belirliyoruz.
5. Etkinlik
Aşağıdaki dizelerde yer alan söz sanatlarını tespit ederek ilgili yerlere yazınız.
Cevap:

- Âşık Veysel Şatıroğlu: Benzetme. Toprak, sadık bir yâre benzetilmiş.
- Cahit Sıtkı Tarancı: Kişileştirme. Aynalar insan gibi düşman görünür.
- Mehmet Âkif Ersoy: Mübalağa (abartma). Toprak sıkılınca şehit fışkırması abartıdır.
- Necip Fazıl Kısakürek: Benzetme. Karanlık, “gibi” ile ıslak bir yorgana benzetilmiş.
Neden?
Veysel’in dizesinde toprak “yâr” diye anılıyor; bu bir benzetmedir. Aynalar insanmış gibi “düşman görünürsünüz” denerek konuşturulduğu için Tarancı’nın dizesinde kişileştirme vardır. Akif’in dizesinde toprağı sıkınca şehit çıkacağı söylenerek bir şey olduğundan çok büyütülmüş, bu yüzden mübalağadır. Necip Fazıl “gibi” edatıyla karanlığı yorgana benzetmiştir.

Soru sor ya da yorum yaz