5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 76-77-78-79 Cevapları 1. Kitap
4 dk okuma 0 yorum
5. sınıf Türkçe ders kitabının (1. Kitap) “Oğlu Hüseyin’den Emine Ana’ya Mektuplar Metni” bölümünde 76 ve 79. sayfalardaki etkinliklerin cevapları aşağıdadır. 77 ve 78. sayfalardaki bilgiler de yazıda yer alıyor; bu sayfalarda soru yoktur. 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Sayfa 76-77-78-79 Cevapları 1. Kitap yazısında bazı cevapların altındaki sarı “Neden?” notuna dokunarak açıklamayı okuyabilirsiniz.
Oğlu Hüseyin’den Emine Ana’ya Mektuplar Metni Cevapları
Metin, Mart 1920’de cepheye giden Hüseyin’in annesi Emine Ana’ya yazdığı mektuptur. Hüseyin ailesine duyduğu özlemi, annesinin Manastır’dan göç ederken çektiği acıyı ve trenle yolculuğunda gördüğü fedakâr analarla İnönü’ndeki birliğini anlatıyor. Sonunda annesine vatanı kurtaracaklarına söz veriyor.
Sayfa 76 Cevapları
Bu sayfada: Millî Mücadele mektupları üzerine araştırmamızı paylaşıyoruz. Mektup metnini okumaya hazırlanıyoruz.
Keşif Yolculuğu
Milli Mücadele’de yer alan askerlerimizin vatan sevgileri, vatana karşı duydukları sorumluluk ve özgürlüğe olan inançları mektuplarına nasıl yansımıştır? Araştırmanızdan örnekler vererek düşüncelerinizi sınıfla paylaşınız.
Cevap: Araştırdığım mektuplarda askerlerin ailelerini endişelendirmemek için umutlu yazdığını gördüm. Vatanı kurtarmanın kendi görevleri olduğunu söyleyerek sorumluluklarını hatırlatıyorlar. Özgürlüğe inançlarını da düşmanı yeneceklerine dair kesin sözlerle gösteriyorlar.
Metni okumadan önce 1. etkinliğin “a” bölümünü yapınız. Öğretmeninizin ardından metni önce sesli, sonra sessiz okuyunuz. Okuma sırasında aynı renk kelime, kelime grubu ve cümleleri renk değişimine kadar duraklamadan okuyunuz.
Cevap: Önce öğretmenimi dikkatle dinledim, sonra metni sesli, ardından sessiz okudum. Aynı renkteki sözcükleri duraksamadan okuyup renk değişince durdum.
Sayfa 77 Cevapları
Bu sayfada: Cepheye giden bir askerin annesine yazdığı mektubun ortasını okuyoruz. Bu sayfada cevaplanacak soru yoktur.
Okuma Metni: Mektup
Mehmetçik, ağabeyinin savaşta bacağını kaybettiğini, şimdi ailenin ona emanet olduğunu yazar. Trenle cepheye giderken her istasyonda yeni askerlerin katıldığını, halkın onları ayran ve ekmekle uğurladığını anlatır. Herkesin yüreğinin vatan aşkıyla çarptığını söyler.
Sayfa 78 Cevapları
Bu sayfada: Askerin annesine yazdığı mektubun sonunu okuyoruz. Bu sayfada cevaplanacak soru yoktur.
Okuma Metni: Mektup
Hüseyin, Afyon’da trenden indiklerini, kardeşi Hasan’la farklı bölüklere ayrıldıklarını anlatır. Soğuğa rağmen her gün talim yaptıklarını, komutanlarının onlara evlatları gibi davrandığını yazar. Annesine kaygılanmamasını söyler; yakında bayrağı Sarıkışla’ya dikeceklerini müjdeleyerek mektubunu bitirir.
Sayfa 79 Cevapları
Bu sayfada: Mektuptan alınan bölümde duraksamadan okunacak sözcük gruplarını belirliyoruz. Sözcüklerin anlamını tahmin ediyor, üç soruyu cevaplıyoruz.
1. Etkinlik
Metinden alınan aşağıdaki bölümde duraksamadan okunması gereken kelime veya kelime gruplarını örnekteki gibi belirleyiniz. Yaptığınız ayrıma dikkat ederek metni yeniden okuyunuz. Öğretmeninizin geri bildirimleriyle ayrımlarınızı gözden geçiriniz.
Cevap:

- Nevreste daha bebekti bizim gözümüzde. (örnek)
- Ama Salih ağabeyim,
- o birkaç günlük yolculukta
- koca bir adam oldu çıktı sanki.
- Birkaç günde on yıl büyüdü ağabeyim.
- Sana, bana, kardeşlerine sahip çıkma telaşı
- büyüttü onu
- Çanakkale’de kaybettiği bacağından önce.
- Şimdi babamızın yerinde o,
- içim rahat geldim bu yüzden savaşa,
- sen ve kız kardeşim emin ellerdesiniz.
2. Etkinlik
a. Aşağıdaki kelime veya kelime gruplarının okuduğunuz metinde nerelerde geçtiğini bulunuz ve bu kelime veya kelime gruplarının geçtiği cümlelerin öncesi ve/veya sonrasını tekrar okuyunuz. Bu kelime veya kelime gruplarının anlamını metnin bağlamından hareketle ön bilgilerinizle ilişkilendirerek tahmin ediniz.
Cevap:
- birlik: Aynı komutanın emrindeki asker topluluğu.
- zeval vermemek: Yok olmasına, sona ermesine izin vermemek.
- uşak: Bu metinde “küçük çocuk” anlamında.
- sefil: Yoksulluk ve sıkıntı içinde, zavallı hâlde olan.
- talim: Askerlerin yaptığı eğitim, alıştırma.
- buruk: Hem sevinç hem hüzün karışık, içi sızlatan duygu.
- aklından çıkmak: Unutulmak, hatırdan silinmek.
- katar: Peş peşe sıralanmış tren vagonlarının oluşturduğu dizi.
- sevk etmek: Bir yere göndermek, yönlendirmek.
- peygamber ocağı: Halkın orduya, askerliğe verdiği saygın ad.
- iple çekmek: Bir şeyi sabırsızlıkla beklemek.
- zulüm: Başkasına haksız yere eziyet etme, insafsızlık.
- düşkün: Birine ya da bir şeye çok bağlı, ona fazlasıyla ilgi gösteren.
- sürmek: Birini bulunduğu yerden zorla çıkarmak, uzaklaştırmak.
- emin: Güvenilir; güvende olan.
Neden?
Mektupta “Eteğinde dört küçük uşak; aç sefil, nasıl Selanik’e vardığımızı…” deniyor; burada “uşak” hizmetçi değil, anneye bağlı dört küçük çocuktur. “Allah ordumuza zeval vermesin” sözü de ordunun yok olmamasını dilemek demektir.
b. Tahminlerinizi sözlü olarak paylaşınız ve öğretmeninizden yardım alarak doğrulayınız.
Cevap: Sözcüklerin anlamını bağlamdan tahmin edip sınıfta söyledim. Sonra öğretmenimle sözlükte kontrol ettik. “Uşak” sözcüğünün burada “hizmetçi” değil “küçük çocuk” demek olduğunu böyle doğruladım.
3. Etkinlik
1. Okuduğunuz mektup kime ve neden yazılmıştır?
Cevap: Mektubu asker Hüseyin, annesi Emine Ana’ya yazmıştır. Cephedeki durumunu bildirmek, ailesini özlediğini anlatmak ve annesinin kaygılanmaması için onu rahatlatmak istemiştir.
Neden?
Mektup “Kıymetli Anacığım” diye başlıyor. Sonunda da “Benim için hiç kaygılanmayasın anacığım. İçini ferah tut” deniyor.
2. Hüseyin, hangi gerekçeyle cepheye gitme kararı almıştır?
Cevap: Kadınlar ve çocuklar bir daha vatansız kalmasın, annesinin Manastır’dan göç ederken çektiği acıyı kimse yaşamasın diye cepheye gitmiştir.
Neden?
Hüseyin “Kadınlar, çocuklar vatansız kalmasın diye gidiyoruz cepheye.” diyor ve “Hem en iyi sen bilirsin vatansızlığın acısını.” diye ekliyor.
3. Hüseyin, annesine geçmişiyle ilgili neleri hatırlatmıştır?
Cevap: Annesinin düşmanın zulmü yüzünden doğup büyüdüğü topraklardan sürüldüğünü hatırlatmıştır. Annesinin Manastır’da anasını, babasını ve eşinin mezarını bırakıp geldiğini, dört küçük çocuğuyla aç ve sefil hâlde Selanik’e vardıklarını da anlatmıştır.
Neden?
Mektupta “Doğduğun, büyüdüğün topraklardan düşmanın zulmü sürmedi mi seni?” ve “Ananı, babanı … mezarını bırakıp da gelmedin mi Manastır’dan?” soruları geçiyor.

Soru sor ya da yorum yaz